Türbede Anadolu'nun büyük velilerinden, Rufai tarikatı şeyhlerinden SEYYİD AHMED-İ KEBÎR ER-RUFÂÎ Hazretleri yatmaktadır.
Türbeye ait Kapı açıklığı üzerinde bir “tecdid”(yenileme) kitabesi bulunur. Kitabenin metni şöyledir: “ Evliyü tac-ü tahtın kutbu Şah Abdülhamid / Kim ana olmak diler İskender-i dara mürid Hem anın baş çukadan Seyyid Abdullah Ağa / Hazret-i Nuri Efendizâde ol merd-i reşid Gavs-ı a’zam Şeyh Abdülkadirin dir nesli hem / Seyyid Ahmed hal’e olmuştur nesebde ol hafıd Şimdi anın türbesin himmetle tecdîd eyledi / Beyti ma’mur oldu dirsemdesakın görme ba’id Hak teala hürmetiçün ol veliyy-i ekmelin / Hazret-i şah-ı cihanın ömrünü kılsun mezid Halemuhtaç oldu mahza kal birle eyleme / Bu mücedded türbenin seridesin güftü şenid Zihniya ‘uryan-ı sevb kalehu yaz tarihini / Seyyid Ahmed hale gel nev türbedir lebsi cedid.” Kitabenin son satırında “uryan-ı sevp” ifadeleriyle, ebcedusulünde, 1192 tarihi düşürülmüştür. Yapının çeşitli kaynak ve yayınlarda “Seyyid Ahmed-i Kebir Türbesi” adıyla bilinmesine karşılık kitabede, türbede medfun şahsın “Seyyid Ahmed” şeklinde geçtiğine dikkat çekmektedir. Seyyid Ahmed-i Kebir’in; tarikatın kurucusu olarak bilinen Ahmed er- Rıfaî’nin torunlarından veya halifelerinden olabileceğini ifade ederek, tarikatın Anadolu’da ilk kurucularından 1240-1335 tarihleri arasında yaşamış olduğu varsayılırsa ilk yapının, 14. yy başlarına kadar gittiği düşünülebilir. Kitabeden yapının Sultan I. Abdülhamid döneminde (1774-1789) Sultan’ın baş çukadan Nuri Efendi oğlu Seyyid Abdullah Ağa tarafından 1778’de yenilendiği anlaşılmaktadır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan H. Zilhicce 1294 / M. 1877 tarihli bir belgede yapının “… Lâdik kazasında medfun es- Seyyid Ahmed el-Ekber Zaviyesi’ne…” şeklinde anıldığı görülmektedir.
Türkiye’nin birçok şehrinden çocuğu olmayanların ziyaret ettiği bu türbede, mezarlık içinde kesme taş ve tuğladan almaşık teknikten yapılmış olan 7 adet sanduka bulunmaktadır. Yapı, kare planlı ve sivri çatılıdır. Önde 2 ahşap sütunlu sundurma vardır. Girişi kemerli ve ahşap kapılıdır. Kemerin üzerinde kitabesi vardır. Taş, tuğla karışımı örgü sistemi ve mimari üslubu ile türbe, beylikler dönemi mimarisi özelliği taşımaktadır.
Evliya Çelebi Seyahatnâme’sinde türbe için; ‘İrfan ehlinin nazargâhı, gönül ehlinin misafir yeri ve dervişler karargâhı’ olarak bahsetmiş ve gelen- giden konuklara ‘nimeti bol, büyük bir vakıftır.’ demiştir.
Yüce Allah sırrını mukaddes ve mübarek kılsın.

